İstanbul'dan

Tohum Meselesi

Tohum dediğimiz şey, yaşamın çıkış noktası… Tohum çoğaltır, hayat verir, yaşatır. Tohum, ağaca döner, ağaç çiçeklenir, meyve verir ve tekrar tohum oluşur. Kimisi yediğimiz meyvelerin kendisi veya çekirdeği  de olan tohum, bizim tüketmemiz için değil, aslında genlerini, yani türünü sürdürmek için var ve çalışır.

Aslında doğal döngüde hayvanlar genlerini sürdürmeye, bitki de kendini çoğaltmaya yönelik hareket ediyor. Ancak biz insanların onların döngüsüne etkisi biraz daha farklı. İnsan olarak hem hayvanları hem bitkileri sadece ihtiyacımız kadar tüketmiyor, bu açgözlülüğümüz nedeniyle de hem yediğimiz hayvanı hem de bitkiyi hızla çoğaltmaya çalışıyoruz. Yani doğal döngüye ait olmayan biçimde davranan biziz, bizim gibi başka canlı yok.

İşte tam da bu noktada, yediğimiz sebzelerin, meyvelerin tohumlarının daha verimli hale getirilmesi gibi konulara eğilen insanoğlu tohumu da affetmedi ve doğal olmayan yollarla onu da sözde verimli hale getirdi.

Hem ülkemizde hem de dünyada, tohum endüstrisi çiftçiye daha fazla verimlilik (!) için çözümler üretti. Çiftçinin her sene kendi ürününden tohumluk olarak ayırarak ve ertesi yıl bunları ekerek sürdürdüğü döngü kırıldı. Her yıl doğal lezzetinde eksilme olan ama daha fazla meyve verecek tohumlar oluşturuldu. Ancak ne yazık ki bu tohumlardan elde edilen yeni tohumlar ertesi yıl ürün verecek nitelikte olmadığından, çiftçi her yıl bu 1 yıllık tohumlardan edinmek zorunda bırakıldı. Üstelik lezzetsiz de olsa ürün miktarındaki artış sebebiyle buna Yeşil Devrim adı verildi!

Sonuç olarak çiftçi her yıl tohum almak zorunda olduğu için yaralandı, biz hem fiyatlara yansıyan bu maliyete hem de bize sunulan lezzetsiz ve iri meyvelere mecbur kaldık. 

Peki ne yapabiliriz? Elinde atalık (yerel) tohum bulunduran çiftçiler mevcut. Bunların önemini anlayan, bu insanları koruyan kurumlar, belediyeler ve sivil toplum kuruluşları da var. Kanunen bu tohumların alınıp satılması mümkün değil, ama bahsi geçen bu konu da ticari olamayacak kadar nahif bir noktada. Dolayısıyla:

  • Yukarıda bahsettiğim kurumlar tarafından düzenlenen tohum takas şenliklerini önemseyelim.
  • Elimize geçerse yerel tohumları mümkünse ekerek çoğaltmaya çalışalım.
  • Ülkenin idarecilerine bunu anlatmaya çalışan sivil toplumun parçası olalım. 

Yeter ki hepimiz çaba içerisinde olalım…

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir